TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ EKONOMİSİ

İslam ahlakının yaşanmasıyla, ekonominin ve buna bağlı tüm toplumsal sorunların nasıl düzeleceğini ele aldığımız bu bölümde konuyla ilgili çok farklı bilgiler göreceksiniz. Belki de olayları hiç düşünmediğiniz şekilde düşünecek, kavrayış açınızda büyük değişiklikler yaşayacaksınız. İman eden, Kuran’a göre düşünen ve Allah’ın kaderine ve üstün aklına tevekkül edenler için bu bilgiler son derece kıymetlidir.

 

  • Türk Ekonomi Birliğine Doğru

    Türk Cumhuriyetleri ile oluşturulacak her türlü ortak girişim, çok büyük bir hızla başarıya ulaşabilir. Çünkü o ülkelerin halklarıyla aramızda çok güçlü dini ve tarihi bağlar bulunmaktadır. Bu faktörler her ilişkide öncelikle olması gereken güven daha en başından oluşturmaktadır.

    Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsız birer Cumhuriyet olmuşlardır. Bugün gerek Türkiye gerekse diğer Türk Cumhuriyetleri ekonomik bir darboğazdan geçmektedir. Her ne kadar Türkiye'nin konumu diğerleriyle tam olarak kıyaslanamasa da, genel durum böyledir. Oysa özellikle Türkiye Cumhuriyeti bu sıkıntılı dönemi çok büyük bir hızla atlatabilecek büyük bir potansiyele sahiptir. Çok daha zorlu dönemler geçirdikten sonra toparlanan ve ekonomik açıdan dünya liderliğine oynayan Japonya bu konuda örnek bir modeldir. Japonya İkinci Dünya Savaşı'nda büyük bir yıkıma uğramasına rağmen, çok hızlı bir toparlanma sürecine girmiştir. Japonya'nın bugünlere gelmesindeki en büyük etken gerçekleştirdiği ekonomik atılım olmuştur.

    Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri her alanda birlikte hareket ettiklerinde siyasi ve ekonomik açıdan büyük bir güç oluşturacaklarında kuşku yoktur. Yaklaşık 120 milyonluk nüfusu ile Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri, hem çok büyük ve çok bereketli bir coğrafyaya sahip olmanın, hem de aynı kültüre ve aynı dine mensup olmanın getirdiği avantajları çok daha fazla lehlerine olacak şekilde kullanabilirler.

    Bugün Türkiye, Türk Cumhuriyetlerinin toplamda sahip oldukları yaklaşık 30 milyar dolarlık ticaret hacminde sadece 1 milyar doların biraz üzerinde bir paya sahiptir. Yani %3,4 oranında olan ticaret hacmi son derece düşüktür.

    Türkiye özellikle bağımsızlıklarından sonra ilgisini ve desteğini bu bölgelere olabildiğince artırmıştır, ancak hedeflenen yapıya ulaşılması için üzerine çok daha yoğun bir şekilde eğilinmesi gerektiği aşikardır.

    Köklü Bir Ekonomik Girişim

    Bugün bağımsız Türk Cumhuriyetlerini kapsayan ve Türkiye'nin önderliğinde oluşturulabilecek ekonomik ve kültürel bir işbirliği, hem söz konusu ülkelere ve hem de ülkemize pek çok açıdan önemli avantajlar sağlayabilir. Bölge ülkelerine göre askeri ve teknolojik açıdan oldukça güçlü olan Türkiye Cumhuriyeti'nin liderliğini yaptığı böyle bir girişim, kısa sürede dünya siyasi ve ekonomi arenasında hak ettiği yeri alacaktır.

    Dünyada pazar rekabetinin çok büyük bir artış gösterdiği günümüzde, doğal kaynakların giderek tükenmesine karşın, Türk Cumhuriyetleri hiç girilmemiş pazarlara, tarımsal zenginliklere, petrol, doğalgaz ve hammadde kaynaklarına sahip bulunmaktadır.

    Ekonomilerin gelişimi üretimden geçtiğinden bu cumhuriyetlerle Türkiye arasında yoğun alışveriş olmalı, Türkiye tercihini her zaman bu coğrafyalardan yana yapmalıdır. Türkiye bu bölgelere halen devam eden teknoloji ve eğitim alanındaki desteğini daha da artırabilir. Bu şekilde üretim verimi süratli bir şekilde artacaktır.

    Bugün ülkemizin Doğu Avrupa ülkelerine maliyet kolaylıkları sağlayarak yatırımı özendirme uygulamalarının benzeri Türk Cumhuriyetleri için de düşünülebilir. Dahası Türk Cumhuriyetlerine öncelik verilebilir. Bir başka deyişle yatırımlar bu bölgelerde tercih edilmeli, para akışı bu coğrafyanın dışına olabildiğince çıkmamalıdır. Çünkü ortak sorun olan dış borç yükü, ancak üretimin peşinden gelen girdilerle hafifleyebilir.

    Dış Politika Açısından

    Türkiye, Orta Asya Cumhuriyetleriyle ilişkilerini azami özen göstererek yürütmelidir. Türkiye'nin ticaret ve siyasi konularda ağırlıklı olarak Orta Asya'ya yönelmesi, Avrupa'yı, Amerika'yı veya Ortadoğu'yu ihmal etmesi gibi bir durum ortaya çıkarmamalıdır. Aslında Orta Asya'ya yönelik bir strateji belirlenirken, bir yandan da diğer ülkelerle olan ilişkileri de bir bütün olarak değerlendirmek gerektiği açıktır. Ekonomik açıdan Orta Asya'ya yönelirken, eğer küresel bazda bir strateji geliştirilirse, bu Orta Asya'yla geliştirilecek atılımlara yardımcı olacak bir etki yaratacaktır. Örneğin Orta Asya ile ekonomik işbirliği oluşturulurken, Batı'dan temin edilecek teknik yardım, Türkiye'yi aynı zamanda Batı ile Orta Asya arasında bir köprü konumuna getirecektir. Ancak bunun için Türkiye'nin Orta Asya'da inisiyatifi eline alması gerekmektedir.

    Yapılabilecek Çalışmalar

    Türkiye'nin bu ülkelerle ilişkilerini ekonomik alanda geliştirmek için üzerinde durması gereken hususların bir kısmı şöyle özetlenebilir:

        * Cumhuriyetlerin doğal kaynaklarından faydalanabilir ve diğer ülkelere satılmasında dünya çapında aracılık görevi yapabilir.

        * Bu ülkelere tüm tarım ürünlerini uygun koşullarla satabilir.

        * Alt yapı ve konut inşaatları, inşaat malzemeleri alanında pazar payını artırabilir.

        * Ortak bir borsa kurulabilir, sıcak para yabancı dövize ya da türevlerine değil, Türk firmalarının hisselerine ya da gayrimenkule yönlendirilebilir.

        * Türkiye'deki girişimciler için bu bölgelerde yatırım teşvik edilebilir ve kolaylıklar sağlanılabilir.

        * Ağır sanayi ve teknoloji alt yapılarını Türkiye'nin içinde bulunduğu bir konsorsiyum üstlenebilir.

    Bu ülkelerle birlikte ekonomik istişare kurumları oluşturulabilir.

    Bu saydıklarımız Türkiye'nin ekonomik açıdan bu ülkelerle ne gibi ilişkiler kurabileceğiyle ilgili bir özet değerlendirmedir. Ancak hem ekonomik ilişkilerin, hem de diğer her türlü sosyal yakınlaşmaların sağlanabilmesi için bu ülke insanlarıyla sahip olduğumuz dil, din ve kültür açısından ortak yanlarımızı sık sık gündeme getirmeliyiz. Kuran ahlakının birleştirici ve kalpleri ısındırıcı özelliği dolayısıyla da Kuran ahlakının kendi aramızda olduğu gibi, Türk Cumhuriyetindeki soydaşlarımızın arasında da yaygınlaşması için elimizden geleni yapmalıyız. Allah Kuran ahlakını yaşayarak, birlik içinde hareket etmeyi bir ayetinde şöyle bildirmiştir:

    "Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın..."(Al-i İmran Suresi, 103)

 

 

ANASAYFA